Mükemmel bir aile kurma hayaliyle yaşayan Saga ve İngiliz eşi Jon, yeni bir başlangıç yapmak için Finlandiya ormanlarının derinliklerinde, Saga’nın çocukluğunun geçtiği ıssız bir eve taşınır. Ancak bebeklerinin doğumuyla birlikte bu huzurlu yaşam hayali, yerini giderek büyüyen bir huzursuzluğa bırakır. Saga, çevresindeki herkes aksini söylese de yeni doğan bebeğiyle ilgili bir şeylerin ters gittiğine inanmaktadır. Eşi Jon, yaşananları doğum sonrası yaşanan psikolojik bir süreç olarak görürken, çiftin evliliği de bu belirsizlik nedeniyle sarsılmaya başlar. Zaman geçtikçe Saga’nın gerçeklik algısı sorgulanır, fakat genç kadın hissettiklerinin yalnızca bir kuruntu olmadığını kanıtlamaya kararlıdır.